4 Şubat 2010 Perşembe

Ormana Köyü - Antalya Toros Sıradağlarında Bir Dağ Köyü

Ormana Köyü

Ormana, Antalya ilimizin Akseki kazasına bağlı, İbradı’nın kaza olması ile de şimdi İbradı İlçesine bağlı 850 rakımlı çok eski, büyük ve şirin bir dağ köyü. Toros sıradağları arasında kuzeye açık yeşil vadilerden birinde yerleşik, ılıman Akdeniz iklim kuşağında olmasına karşın, kuzey rüzgarları ile gelen hırçın İçanadolu iklimi ile karışık, bazen sert bazen yumuşak, ama illa da doğa ile barışık bir merkez.


İbradı’ya 3, Antik Melas (Manavgat) çayına 13, Akseki’ye 30, Manavgat’a (Yeni Avasun – Homa yolu ile) 60, Antalya’ya 165 km. uzaklıkta.


1992 yılında Belde ve Belediye oldu. Ama ben köy vasfı ile sevdiğimden Ormana’yı anlatırken yine köy diye anlatacağım.


Sevgili dostum Dr. Ali Eşref Müezzinoğlu ile bir sohbet sırasında, Ormana’dan bahis geçerken, yine Ormana ile ilgili “Köyümüz” dergisinde çıkan “Avrupa Mimarlık Mirasını Koruma Yılı ve Köyümüz Ormana” başlıklı ve Ormana Evleri ’ni konu alan bir yazımı da kendisine vermiştim. Okumuş ve çok da ilginç bulmuş. Sonraki ilk görüşmemizde “Hala bu mimari, bu evler var mı? Gidip görelim, belgeleyip yaşatalım” dedi. Ormana’ya seyahat programı işte böyle doğdu.


8 Haziran 1997 günü sabah saat 4.30’da kendisini, zarif eşi ile birlikte, Ulus’taki evlerinden alarak 720 km. yol kat’ettikten sonra Ormana’daki evimize ulaştık. Daha köye vardığımız saatten başlayarak, birlikte olduğumuz dört günlük sürede Ormana ve çevresini harmanladık. Ormana evlerini Müezzinoğlu’nun usta çekimleri ile belgeledik. 1420 rakımlı dağa bile tırmanarak Ormana’yı bir de kuş bakışı izledik. (Ormana ve Ormana Evleri aynı zamanda bu yazı ile Sanatsal Mozaik dergisine konuk olmuştur.)


Tarih boyunca çeşitli uygarlıklara sahne olmuş Anadolu’muzda, hiç bilinmeden, hiç görülmeden yaşayan veya yok olup giden kim bilir nice eserler, nice mozaikler var. Kimisi görülmeyen kimisi görüldüğü halde korunmayan, korunamayan. Tıpkı Ormana Evleri gibi. Korumak koruyabilmek ayrı bir şey de, illa ki görebilmek nemli. Ama öğrendim ve biliyorum ki görebilmek için sadece bakan gözlere değil gören gözlere sahip olmak gerekli. Bu nasıl sağlanır bilemiyorum da bir tarih, bir uygarlık, bir kültür hazinesi olan ülkemizde, bu amaca yönelik kurumlar ya yok, ya da çok az ve etkin değil. Bu yüzden, sahip olduğumuz birçok tarihi değerlerin, çoğu zaman göz göre göre yok olup gitmesi, gören gözlere sahip insanlarımızın yüreğini burkmakta.


Biz şimdi, sayfamızın bu günkü konuğu Ormana’yı biraz tanıyalım.


Ormana’yı Bizans ve önceki dönemlerde, Erimna, Etenna ve Gotenna isimli üç şehir devletinden biri olarak görüyoruz. İsmi Erimna iken zamanla Ormana olarak kalmış ve bugünlere gelmiş. Ne olmuş, nasıl olmuş ayrı bir konu. Yalnız 27 Mayıs 1960 devriminden sonra birçok yöre adı ile birlikte, Ormana adı Ardıçpınar olarak değiştirilmiş, ancak halkın ısrarlı isteği üzerine Ormana adı tekrar geri verilmiştir.


Ormana’nın geçmişini araştırırken aydınlık verilere pek rastlanmamakla birlikte, Bizans ve önceki dönemlerde değişik ırk ve dinlerde çeşitli kavimlerin yaşadığını, bir ara Ormia adlı bir psikopos’un yönetiminde bir psikoposluk olduğunu, sonra nasıl oldu ise tarihin karanlıklarına gömülüp gittiğini, Türklerin Anadolu’ya yayılması ve daha sonraları Osmanlı döneminin başlaması ile yörenin Türkleşme sürecinin hızlandığı, halkının Oğuz boylarından, Türkmenlerden geldiğini, verileri birbirine bağlayarak anlıyoruz.


Ormana’nın çok eski olduğu kadar, büyük bir köy olduğun anlatmak için, 3’ü halen mevcut ve faal 7 camisi, içinde binlerce yıllık mezar taşları bulunan yüzlerce dönümlük irili ufaklı 8 mezarlığı, yine içinde birçoğunun adı günümüze kadar yaşayan sayılı hocaların Yazı – Fen – Matematik – Ulumi Diniye – Arapça Dil dersleri okuttuğu, ne yazık ki 1919 yılında çıkan bir yangın sonucu şimdi yok olan 20-30 odalı medresesi ve az-çok değişim göstererek günümüze kadar gelmiş 500 hanesi bulunduğunu söylemek yeterli olacaktır.


Şimdilerde değişime uğrayan geleneklere göre evlenme çağındaki erkek çocukların eve gelin getirdikleri ve bir evde birden fazla ailenin yaşadığı hesaba katılırsa öteden beri köyün nüfusunun binlerle ifade edilmekte olduğu ortaya çıkar.


Anadolu’da Osmanlı hakimiyetinin yerleşmesi ve kaynaşmaların durulması ile birlikte, buralarda yerleşen nüfus, geçimini ticaret, tarım, hayvancılık ve kervancılıkla sağlamış, asırlar boyu yoksullukla mücadele etmiş, Osmanlı döneminde gurbetle ilişki tek tük iken, Cumhuriyet dönemi başlarından itibaren gurbete çıkış başlamış, ama bu çıkış göç şeklinde değil, aile reisinin sezonluk çalışması ve biraz dünyalık yaparak köyüne dönmesi süreci kadar olmuş ve bu döngü bir süre devam etmiş.


Ta ki gidenlerin gurbette kalması ve zamanla ailesini de yanına çekmesi ile göç başlamış, 1960’lı yılların ortalarına doğru köy iyice boşalmış ve çoğu Ormana Evleri de kaderine terk edilmiş, edilmiş ama nereye kadar.


Ne olmuş, nasıl olmuş bu da ayrı bir konu. Ancak yine 1960’lı yılların ikinci yarısında, Ormana topluluğu olarak mucizevi bir hareket başlatılmış, 10 yıllık bir süreç içinde göç büyük ölçüde durdurulmuş gurbetteki Ormanalı geri dönmese de köye yönelmiş bir toparlanma, bir sahiplenme hamlesi ile Ormana Evleri bir bir yenilenerek Ormana bugün her yaz dolup taşan bir sayfiye beldesi olmuştur.


- Makale Kaynağı: M. Nihat Özbal - © 2010 MakaleMarketi.com

21 Aralık 2008 Pazar

TEMMUZ'DA ORMANA......



Temmuz ayında yağan yağmur olur ise ;
işte böyle bir görüntü ortaya çıkar..Her yerde göremeyeceğiniz 2. bir gökkuşağı oluşur..
Temmuz'da domatesler olmaya başlar:)



Hem de doğal olarak. Seracılık gelişmemiştir..

19 Aralık 2008 Cuma

İBRADI'DA KARDELEN FESTİVAL'i ..

















İbradı'da yapılan Kardelen Festivali'den görüntüler..

Mart ayı sonunda yapılan Festival etkinliği ; Sayın Misafirlerin katılımı ile kutlandı...







18 Aralık 2008 Perşembe

ALANYA 'DA..

















ALANYA'da sergimizi başarı ile temsil ettik.Yorulduk ama; köyümüzü tanıtmak bizim için büyük mutluluk oldu..Yorgunluğumuzu unuttuk:)))))))))










ORMANA ; KUMAŞ BOYAMA ,MEFRUŞAT VE AHŞAP BOYAMA KURSU İLE İLGİLİ GÖRÜNTÜLER.











SERGİMİZ


Ormana beldesi folklor gösterisi,H.E.müdürleri'nin konuşması , Belediye Başkanı konuşması ,ödül töreni, kurdela kesimi sergi açılışı ve gezilmesi, Antalya ilçelerinden Halk Eğitim Müdürleri ,İbradı Belediye başkanımız, Daire Amirleri ve misafirlerimizin katılımı ile sergimiz açıldı...Son olarak ta ikram .............. ile son buldu..




















11 Haziran 2008 Çarşamba

KARADAĞ'A TIRMANIŞ

Karadağ'dan Ormana'nın görünüşü..
Akşamda mangal keyfimize devam ettik..






































Ormana'da bir günde yapabileceğiniz alternatiflerden biri de 1450 rakımlı Karadağ'a çıkmak.Tabi dağ sporunu seviyorsanız.Tıpkı bizim yaptığımız gibi.





Metin abi'nin rehberliği eşliğinde kah dinlenerek kah ağır adımlarla yürüyerek tırmanmayı başardık. Önce bayağı zorlandık; ama sonra insan alışıyor..Manzara muhteşemdi. Tırmandıkça doğa daha da güzelleşiyordu.İnişimiz daha kolay oldu tabi ki!!:))Ama Cengiz için hiç te öle değildi; ayakkabısı parmaklarını acıtmıştı çünkü:))) Selvilerde bir mola verdik ve ateşte sucuk yaptık,ekmek arası bir güzel afiyetle yedik.Çayımızı içtikten sonra yolumuza devam ederek dağ gezimizi böylece tamamladık.Günümüz pek keyifli geçti.Uzun zaman oldu çıkmayalı.Metin abi sayesinde dağ sporumuz muhteşem oldu.Metin abi'ye Halime'ye kızkardeşim ve Cengiz'e teşekkür eder seneye değil üzüm bayramına gene beklerim:))))

4 Haziran 2008 Çarşamba

EYNİF GEZİMİZ





Eynif ovasındaki yaban atları; manzara ve görüntü bir harikaydı. Halimiz öyle komikti ki!! Atları kaçırmıyalım , ürkütmiyelim diye yerlerde sürünerek yanlarına gitmek zorunda kaldık.






30 Mayıs 2008 Cuma

MİSAFİRLERİMLE GEZİMİZDEN GÖRÜNTÜLER







Emiraşıklar'daki ALİPAŞA KONAĞI..









AKSEKİ'DE






SABAH ERKENDEN KALKIŞ:))








Metin abi gakk gakk sesleri ile uyandırdı bizi...Sağolsun:)))
Sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra yola çıktık ,Emiraşıklar'da ALİ PAŞA Konağı'nı dolaştık.Ayrıca konaklama yeri. Bahçesine eskiden kullanılan ne varsa alıp koymuşlar.Nedense her gidip gördüğümde büyülenirim.Bahçesinde Lama'lar , aynı arazi içinde doğal bir ortamda dağ keçileri de var. Doğallığımızın devam etmesi dileğimle..!!!







Akseki'de bir mola verdik.. Etrafı gezdik.Çay bahçesinde birer kahve içip yola koyulduk..Ordan sonra Değirmen'e gittik. (Murtiçi'ni geçince) . Çok güzel bir yer herkese tavsiye ederim..Kiremitte alabalık ve salata'yı çok güzel yapıyorlar.. Aman biz bir açıkmışız.:)))ye babam yeeeeeee..Kazlar ve ördekler içinde..Doğa bir harikaaa ne diyeyim sizeee:))Resimlerden de anlayacaksınız zaten...:)) Dönüşümüz de bir muhteşemdi; bir yağmur ki:))....Sormayın sular seller gibi....Metin abi'ye sonsuz teşekkürlerimi burdan bir kez daha söylemek istiyorum.İyiki geldiniz ..Sevgilerim ve Saygılarımla..(devam edecek:))..) Beni izlemeye devam edin:)))..






29 Mayıs 2008 Perşembe

19 MAYIS ŞENLİKLERİ







19 Mayıs Atatürk'ü anma , Gençlik ve Spor Bayramı yurdumuzun her yerinde yapılırken Kaza'mız İbradı'da da çoşku ile kutlandı.Günün anlam ve önemini belirten konuşmaların ardından öğrenciler çeşitli konuşma ve şiirlerden sonra spor gösterileri sergilediler.19 Mayıs 1919 Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başladığı ve MUSTAFA KEMAL PAŞA'nın Samsun'a geldiği gündür.








  • EY YÜKSELEN NESİL, İSTİKBAL SİZİNDİR CUMHURİYET'İ BİZ KURDUK,O'NU YÜKSELTECEK SİZLERSİNİZ.




  • BÜTÜN ÜMİDİM GENÇLİKTEDİR.




  • EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR.
    MUSTAFA KEMAL ATATÜRK













2 Mayıs 2008 Cuma

29 Mart 2008 Cumartesi

25 Aralık 2007 Salı

ORMANA EVLERİ'NE ÖZGÜN AHŞAP İŞLEMELER

Yüklük dediğimiz bölüm ve üstü(musandıra)
Davlumbazlı Ocak denilen bölüm (aşağı kısımda)



21 Aralık 2007 Cuma

ESKİ BİR ORMANA EVİ'Nİ TANIYALIM

Eski bir Ormana Evi nasıl ve ne tür bir malzeme ile yapılır,hangi mekanlar nasıl kullanılır ne ad alır özetlemeye çalışalım..


Doğanın çetin şartlarına yüzlerce yıl direnç gösterebilen eski Ormana Evleri ,yapı sahibinin ekonomik durumuna göre 3-6-9 mt irtifada, yer ev denilen ve zeminden ibaret tek katlı, zemin ve üzeri olmak üzere 2 ve en çok 3 katlı olarak inşa edilir.3 katlı evler bir veya birkaçı geçmez ve köyün zenginlerine ait olur.Bunlara konak da denir.


Bu yapılar yüzlerce yıl evvel Ermeni, Rum, sonralarıda Türk ustalar tarafından yapılageldiği bilinir.Yapılarda zaten olmayan harç kullanılmaz.Büyüklüğüne göre evin dış ve bölme duvarları 50-60 santimden az olmayan, kuru duvar dedikleri harçsız taş duvar olarak örülür.Her 50-60 cm. yükseklikte duvarın üzerine ve duvarboyunca her iki tarafına 7x7 - 8x8 ebadında hatıl dedikleri latalar uzatılır, bu latalar, aynı ebad'daki, pişduvan denilen kısa latalarla birbirine çakılarak bağlanır ve üzerine duvar devam eder.


Birinci kat döşeme seviyesinde, duvardan duvara en kısa mesafede mertek dedikleri genç ağaçlar uzatılır. Bu taban döşemesinden sonra taş duvar çatı seviyesine kadar devam eder.Çatılar genelikle beşikörtü'dür. Adına düver veya düğer dedikleri, bel kalınlığındaki ağaç, çatı omurgası olarak boylamasına duvardan duvara atılır ve iki tarafından yan duvarlara doğru mertekler uzatılıp çakılır.Konulacak dam örtüsüne göre, merteklerin üzeri pardı denilen kalın geniş çıta aralıklı olarak veya geniş tahtalar aralıksız çakılır ve çatı örtülür.

Böylece hiç harç kullanılmadan duvarlar örülmüş ve çatı örtülmüştür.Bundan sonra sıra sıva ve ahşap işlerine gelir. Duvarların iç yüzeyleri, içine saman katılmış çamurla toprak sıva olarak sıvanır. Dışyüzeyler çoğunlukla sıvasızdır. İsteyen, sakar sıva dedikleri bir nevi derz gibi kireçli harçla sıvar.

Bundan sonra merdiven, döşeme, tavan, kapı, pencere şahnişir, dolap, yüklük, davlumbaz, raf gibi ahşap işleri tamamlanır.Ahşap işlemelerinde ustaların hünerleri dile gelir ve konuşur.Evler devamlı nefes alır, serin ve sağlıklıdır,depreme dayanır.Ahşaplar genellikle yörede iyi bilinen ve adına katran dedikleri, iğneuçlu çam kerestesidir.Hiçbir koruma önlemi almaksızın,çürümeden yüzlerce yıl dayanır.Sökülerek yapıdan yapıya kullanıldığı çoktur.Evler, büyüklüğüne göre 2 veya 4 gözlü (odalı),uzun ve geniş köşklü (sofalı), ahşap direkler üzerinde ahşap ayazlıklı(teraslı)dır. Abdestlik(tuvalet) ayazlıkta bulunur. Köşk'te ve her odada davlumbazlı ocak vardır.Köşk'ün veya ayazlığın uygun bir bölümü aşlık (mutfak) olarak tertiplenir.Odalardan biri kiler olarak da kullanılır. İçmekanlarda ahşapla işlenmiş yüklük, gusülhane ,dolap, dolapüstü, odunluk, çıralık, yuvacık, kapıarası, raf, musandıra gibi isimlerle adlandırılan irili ufaklı kullanım bölümleri olur.
Evin giriş kapısı, borta kapısı denen geniş iki kanatlı ve yüksektir.Girişteki uzun ve geniş mekana evöğün veya ahıraltı denir.Odaların altında kalan evöğünden işlenen bölmelerden biri samanlık diğerleri ahır olarak kullanılır. Bahçesi geniş olan evlerde ahır dışarı alınabilir.








1 Aralık 2007 Cumartesi






Bir Sonbahar Mevsiminde bağ arasında yürüyüş yapmak istermisiniz?Yanıtınız evet ise;


O zaman Ormana'ya bekleriz..


Fazla geniş olmayan bağarası yolları, iki taraftan, üzeri çalı, çitle örtülü, yüzyılları anlatan yosunlu taş duvarları ve üzerine eğilen ağaçları ile yeşil bir kemerden geçercesine antik, keyifli ve o derecede romantiktir:))

24 Kasım 2007 Cumartesi


NEREDE KALINIR- NE YENİR?


ORMANA'da Otel yok pansiyonculuk ise henüz yapılmamakta.Eğer bir tanıdığınız,yanında kalabileceğiniz bir dostunuz yoksa ve de çok müşkülpesent değilseniz,köyün kalınabilecek iki misafirhanesi,ihtiyaçlarınız için çarşısı-pazarı bakkalı-marketi,ızgara dahil ev yemekleri de bulabileceğiniz iki restaurant'ı var.İsterseniz 13km mesafede ırmak kenarında köpüklü suların yuvarlanarak akışını seyrederek,tereyağı ile fırında kızarmış "kiremitte alabalık" yiyebilir ,ve tekrar köye dönebilirsiniz.Kalmak için bir seçenek olarak Ormana Vakfı tarafından restore edilmiş tarihi bir köy evi"CİVAN APARTHOTEL" de cuzi bir ücretle kalmayı tercih edebilirsiniz. Ve yakında yeni bir pansiyon!!!!! tercih edebileceğiniz alternatiflerden biri olarak hizmete girecektir.. (resim ırmak kenarında çekilmiştir)